Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi

Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi

Taksirle yaralama suçu savunma dilekçesi, Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesi kapsamında isnat edilen fiile karşı sanığın hukuki savunmasını ortaya koymak amacıyla hazırlanan resmi belgedir. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış sonucu istemeden meydana gelen zararları ifade eder. Bu suç tipinde, kastın bulunmaması ve olayın meydana geliş şekli savunmanın temelini oluşturmaktadır.

Savunma dilekçesinde öncelikle olayın oluş şekli, zaman ve mekân unsurlarıyla birlikte açık ve tutarlı biçimde anlatılmalıdır. Sanığın dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiği, meydana gelen yaralanmanın öngörülemez veya kaçınılmaz bir durumdan kaynaklandığı hususları somut delillerle desteklenmelidir. Trafik kazaları, iş kazaları veya günlük hayat içinde meydana gelen olaylarda, mücbir sebep veya karşı tarafın kusurunun bulunması, ceza sorumluluğunu azaltan ya da ortadan kaldıran önemli unsurlar arasında yer alır.

Taksirle yaralama suçunda kusur oranı büyük önem taşır. Bu nedenle savunma dilekçesinde bilirkişi raporları, tanık beyanları ve teknik incelemeler detaylı şekilde değerlendirilmelidir. Sanığın tali kusurlu ya da kusursuz olduğu durumlarda, beraat veya cezada indirim talep edilebilir. Ayrıca mağdurun şikâyetten vazgeçmesi ve zararın giderilmesi, mahkemenin takdirini etkileyen hususlar arasında bulunmaktadır.

Dilekçenin sonuç ve talep bölümünde, sanık lehine olan tüm hukuki nedenler açıkça belirtilmeli ve adil bir karar verilmesi talep edilmelidir. Usulüne uygun, gerekçeli ve resmi bir savunma dilekçesi, taksirle yaralama suçuna ilişkin yargılamada sanığın haklarının etkin şekilde korunmasını sağlar.



Taksirle Yaralama Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

 

… ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA : 2020/.. E.

SANIK :

VEKİLİ :

KATILAN :

VEKİLİ :

KONU : Beyan dilekçesi

AÇIKLAMALAR :

Ekli vekaletname uyarınca sanık vekili bulunmaktayız.

1-Müvekkil hakkında Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma Suçundan .. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/.. E. Sayılı dosyası ile açılan kamu davasında mahkemeniz, müvekkilin 3.360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. İşbu kararın katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine .. Bölge Adliye Mahkemesi .. Ceza Dairesi.././2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/… K. Sayılı ilamı ile dosyanın, “Basit Yargılama Usulü yönünden yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu” bulunduğu gerekçesiyle .. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/.. E. – 2019/.. K. Sayılı kararının BOZULMASINA karar vermiştir.

2-Dava konusu kaza, müvekkil 16.04.2018 tarihinde aracı ile Liman Mahallesi Akdeniz Bulvarı istikametinde ilerlemekteyken katılan Gülşat YÜCEL’in bisikleti ile müvekkilin önüne aniden çıkması suretiyle gerçekleşmiştir.

3-Davaya konu olay ile ilgili olarak her ne kadar 04.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda ve 28/08/2019 tarihli Adli Tıp raporunda müvekkilin tali kusurlu olduğundan bahsedilmişse de tanzim edilen raporlara bu yönüyle katılmıyoruz. Müvekkil kaza anı ve öncesinde üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Dolayısıyla olayda kusuru bulunmamaktadır.

Bu hususta mahkemenizce verilen 26.12.2019 tarihli kararda “…katılanın banket üzerinden seyirle yaya geçidine gelip kısa mesafeden sol tarafa dönüş manevrası ile yolun karşı tarafına KONTROLSÜZCE geçmeye çalışması neticesi sol gerisinden gelen sanık sürücü idaresindeki otomobilin seyir istikametini kapatarak kazaya neden olması …” şeklinde gerekçe gösterilerek katılanın asli kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Dikkat edileceği üzere katılanın sola dönüş hareketinin kontrolsüz ve müvekkil tarafından öngörülemez olduğu hem tanzim edilen raporlarca hem de mahkemenizce kabul edilmiştir. Hal böyleyken, MÜVEKKİLİN ARAÇLA SEYİR HALİNDEYKEN YAYA GEÇİDİNE YAKLAŞMIŞ OLMASI SEBEBİYLE KANUNİ SINIRLAR DÜZEYİNDE YAVAŞLAMIŞ OLDUĞU ve tüm dikkatini yola vermiş olduğu; katılanın ise gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek kontrolsüzce yola girdiği göz önünde bulundurulduğu takdirde müvekkile kusur yüklenmesi yanlıştır. Kazanın oluşumunda hiçbir kast ve kusuru olmayan müvekkilin BERAATİNE karar verilmelidir.

4- Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde; dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilin kusuru bulunmamaktadır. Ayrıca kaza dolayısıyla meydana gelen zarara bizzat katılanın kendi kusuru sebebiyet vermiştir. Hal böyleyken müvekkilin, katılanın uğramış olduğu zararları gidermek gibi bir yükümlülüğü yoktur. Dolayısıyla müvekkil hakkında HAGB hükümlerinin uygulanmasında bir sakınca yoktur.

5- Tüm bu açıklamış olduğumuz nedenler doğrultusunda müvekkil hakkında mahkemenizce verilmiş olan 3.360 TL ADLİ PARA CEZASI kaldırılarak müvekkilin beraatına karar verilmelidir. Mahkemeniz aksi kanaatte ise dosyanız hakkında verilen … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’nin
../../2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/.. K. Sayılı kararı ve diğer lehe kanun hükümleri doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda ayrıntısı ile açıklamış olduğumuz ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle müvekkil hakkında verilen ADLİ PARA CEZASInın kaldırılarak BERAATINA karar verilmesini aksi takdirde .. Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi’nin../..2020 tarihli 2020/.. E. – 2020/.. K. Sayılı kararı, HAGB ve diğer lehe kanun hükümlerinin uygulanmasını talep ediyoruz. Saygılarımızla.09.02.2021

Sanık Müfadi
Av.

 

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir