Acele Kamulaştırma Usulü ve Şartları

Acele Kamulaştırma Nedir?

Acele kamulaştırma, kamu yararının ivedilik arz ettiği hâllerde, idarenin normal kamulaştırma sürecini beklemeden taşınmaza el koyabilmesine imkân tanıyan istisnai bir kamulaştırma usulüdür. Bu usul, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenmiş olup, olağan kamulaştırma prosedürüne kıyasla mülkiyet hakkına çok daha hızlı ve doğrudan bir müdahale niteliği taşır.

Acele kamulaştırmada idare, henüz kamulaştırma bedeli kesinleşmeden ve taşınmaz malikine ödenmeden, mahkeme kararıyla taşınmaza el koyabilmektedir. Bu yönüyle acele kamulaştırma, mülkiyet hakkının özüne doğrudan etki eden bir yöntemdir ve bu nedenle hem Anayasa Mahkemesi hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında sıkı bir denetime tabi tutulmaktadır. Acele kamulaştırmanın amacı, kamu hizmetinin gecikmeksizin yerine getirilmesini sağlamak olmakla birlikte, bu amacın mülkiyet hakkını ölçüsüz biçimde zedelememesi gerekir.

Acele Kamulaştırmanın Şartları Nelerdir?

Acele kamulaştırma, her kamulaştırma ihtiyacında başvurulabilecek genel bir yöntem değildir. Aksine, kanunda açıkça belirtilen ve sınırlı tutulan şartların varlığı hâlinde uygulanabilen istisnai bir usuldür. Bu şartların başında, kamu yararının olağanüstü bir aciliyet taşıması gelmektedir.

Acele kamulaştırmanın uygulanabilmesi için öncelikle kamulaştırma kararı alınmış olmalıdır. Kamulaştırma kararı olmaksızın acele kamulaştırma yoluna gidilmesi mümkün değildir. Ayrıca bu kamulaştırma kararının, kamu hizmetinin gecikmeksizin yerine getirilmesini zorunlu kılan bir duruma dayanması gerekir. Kamu yararının varlığı tek başına yeterli olmayıp, bu yararın acil ve ertelenemez nitelikte olması aranır.

Bir diğer önemli şart, acele kamulaştırma kararının Cumhurbaşkanı kararıyla veya kanunda açıkça belirtilen hâllerde alınmış olmasıdır. Bu karar, idarenin tek taraflı takdirine bırakılamaz; aksine, üst düzey bir idari iradenin varlığı gerekir. Bu durum, acele kamulaştırmanın keyfî biçimde kullanılmasının önüne geçmeyi amaçlamaktadır.

Acele Kamulaştırma Yapılabilecek Haller Nelerdir?

Acele kamulaştırma yapılabilecek hâller, Kamulaştırma Kanunu’nda sınırlı sayıda düzenlenmiştir. Bu hâllerin başında savunma ihtiyacı gelmektedir. Milli savunma amacıyla yapılacak tesisler, askeri alanlar ve stratejik öneme sahip projeler acele kamulaştırma kapsamına girebilir.

Bunun yanı sıra, afet riski taşıyan bölgelerde yapılacak acil müdahaleler, enerji iletim hatları, barajlar, otoyollar, demiryolları ve büyük altyapı projeleri de acele kamulaştırma konusu olabilir. Özellikle kamu hizmetinin gecikmesinin telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açacağı hâllerde acele kamulaştırma yoluna başvurulduğu görülmektedir.

Ancak uygulamada acele kamulaştırmanın kapsamının genişletildiği ve kimi zaman olağan kamulaştırma yerine tercih edildiği de görülmektedir. Bu durum, yargı kararlarıyla sık sık eleştirilmekte ve acele kamulaştırmanın istisnai niteliğine vurgu yapılmaktadır.

Acele Kamulaştırmada Usul

Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırma sürecinden farklı olarak hızlandırılmış bir yargılama ve el koyma mekanizması içerir. Süreç, idarenin kamulaştırma kararı alması ve acele kamulaştırma talebiyle taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine başvurmasıyla başlar.

Mahkeme, acele kamulaştırma talebini öncelikle dosya üzerinden ve çoğu zaman kısa süre içinde değerlendirir. Bu aşamada taşınmazın değeri, bilirkişi marifetiyle geçici olarak tespit edilir. Bu bedel, kesin kamulaştırma bedeli olmayıp, el koyma için öngörülen geçici bir bedeldir.

Mahkeme tarafından belirlenen bedelin bankaya depo edilmesiyle birlikte, idare taşınmaza el koyma yetkisini kazanır. Bu noktadan sonra idare, taşınmazı kamu hizmetine tahsis edebilir. Ancak kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi için ayrı bir bedel tespiti ve tescil davasının yürütülmesi gerekir.

Acele Kamulaştırmada Bedel Tespit ve El Koyma Süreci

Acele kamulaştırmada bedel tespiti ve el koyma süreci, mülkiyet hakkının korunması açısından büyük önem taşır. Mahkemece belirlenen geçici bedel, taşınmaz malikine ödenmek üzere bankaya yatırılır. Malik bu bedeli çekebilir; ancak bu durum, kamulaştırma bedelini kesin olarak kabul ettiği anlamına gelmez.

Asıl kamulaştırma bedeli, bedel tespiti ve tescil davası sonucunda kesinleşir. Bu davada taşınmazın niteliği, yüzölçümü, imar durumu, emsal satışlar ve diğer objektif kriterler dikkate alınarak bilirkişi raporları düzenlenir. Eğer kesin bedel, acele kamulaştırma sırasında yatırılan bedelden yüksek çıkarsa, aradaki fark malike ödenir. Aksi hâlde, fazla yatırılan bedelin iadesi gündeme gelebilir.

Acele kamulaştırma süreci, mülkiyet hakkına ağır bir müdahale teşkil ettiğinden, malikin bu süreci yakından takip etmesi ve haklarını zamanında ileri sürmesi büyük önem taşır. Bedel tespiti, faiz talepleri ve usule ilişkin itirazların doğru şekilde yapılmaması hâlinde ciddi hak kayıpları yaşanabilmektedir.

Sonuç olarak acele kamulaştırma, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında hassas bir denge kurulmasını gerektiren istisnai bir usuldür. Bu sürecin hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin denetlenmesi ve taşınmaz malikinin haklarının korunması için, acele kamulaştırma işlemlerinde gayrimenkul ve kamulaştırma hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir