Soybağının (Nesebin) Reddi Davası

Soybağının Reddi Nedir?

Soybağının reddi, çocuk ile baba arasında hukuken kurulmuş olan soybağı ilişkisinin, gerçeğe aykırı olduğu iddiasıyla mahkeme kararıyla ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir aile hukuku davasıdır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden itibaren belirli bir süre içinde doğan çocuk, kural olarak kocanın çocuğu sayılır. Bu karineye “babalık karinesi” denilmektedir. Ancak bazı hâllerde bu karine gerçeği yansıtmayabilir. İşte soybağının reddi davası, hukuken baba sayılan kişi ile çocuk arasındaki bu bağın gerçeğe uymadığının ispat edilmesi amacıyla açılan davadır.

Soybağının reddi davası, yalnızca biyolojik bir gerçeğin ortaya konulmasıyla sınırlı değildir. Aynı zamanda çocuğun nüfus kaydı, mirasçılık durumu, nafaka yükümlülükleri ve kişisel statüsü üzerinde doğrudan etkiler doğuran son derece önemli bir davadır. Bu nedenle kanun koyucu, bu davayı sıkı süre ve usul şartlarına bağlamış, kamu düzeniyle yakından ilişkili kabul etmiştir.

Soybağının Reddi Davasını Kimler Açabilir?

Soybağının reddi davasını açabilecek kişiler, Türk Medeni Kanunu’nda sınırlı olarak sayılmıştır. Bu dava öncelikle, çocuk ile arasında soybağı kurulan baba tarafından açılabilir. Baba, çocuğun kendisinden olmadığına dair şüphe veya kesin bilgiye sahip olması hâlinde, kanunda öngörülen süreler içerisinde soybağının reddini talep edebilir.

Bunun yanı sıra çocuk da belirli koşullar altında soybağının reddi davası açma hakkına sahiptir. Çocuğun bu davayı açabilmesi için ayırt etme gücüne sahip olması ve menfaatinin bulunması gerekir. Ayrıca bazı hâllerde annenin de dava açma hakkı söz konusu olabilir. Ancak annenin bu hakkı, kanunda daha sınırlı hâller için öngörülmüştür.

Davanın kim tarafından açılabileceği konusu, dava hakkının süresine ve başlangıcına doğrudan etki ettiğinden, uygulamada en çok dikkat edilmesi gereken hususlardan biridir.

Soybağının Reddi Kaç Yıl?

Soybağının reddi davası, hak düşürücü süreye tabi bir davadır. Baba açısından bu süre, çocuğun doğumunu ve kendisinin baba olmadığını öğrendiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğu için, sürenin geçirilmesi hâlinde dava hakkı tamamen ortadan kalkar.

Çocuk bakımından ise soybağının reddi davası açma süresi, kural olarak ergin olmasından itibaren başlar. Çocuk, ergin olduktan sonra belirli bir süre içinde bu davayı açabilir. Her somut olayda sürenin başlangıcı ve sürenin işlemeye başlayıp başlamadığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Hak düşürücü sürelerin kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle, mahkeme tarafından resen dikkate alınacağı ve tarafların bu süreleri uzatma veya anlaşmayla bertaraf etme imkânlarının bulunmadığı unutulmamalıdır.

Soybağının Reddi Davasından Sonra Ne Olur?

Soybağının reddi davasının kabul edilmesi hâlinde, çocuk ile baba arasındaki soybağı ilişkisi geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Bu durumda çocuk, hukuken baba ile olan tüm hak ve yükümlülüklerini kaybeder. Babanın çocuğa karşı nafaka yükümlülüğü sona erer ve çocuk, babanın yasal mirasçısı olmaktan çıkar.

Ayrıca nüfus kayıtlarında da değişiklik yapılır. Çocuğun baba hanesi düzeltilir ve soybağı ilişkisi tamamen kaldırılır. Ancak bu karar, çocuğun anne ile olan soybağını etkilemez.

Soybağının reddi kararı, çocuğun sosyal ve psikolojik durumunu da etkileyebileceğinden, mahkemeler bu davalarda özellikle çocuğun üstün yararını gözetmektedir.

Soybağının Reddi Davası Ne Kadar?

Soybağının reddi davasının maliyeti, davanın açıldığı yıl itibarıyla geçerli olan yargılama giderlerine ve dosyanın niteliğine göre değişiklik göstermektedir. Harçlar, gider avansı, bilirkişi ücretleri ve özellikle DNA testi masrafları bu davalarda önemli bir yer tutar.

DNA incelemesi yapılması hâlinde, laboratuvar ücretleri davanın maliyetini artırabilmektedir. Ayrıca avukatlık ücreti de davanın toplam maliyetini etkileyen unsurlar arasındadır. Bu nedenle dava açmadan önce sürece ilişkin maliyetlerin profesyonel şekilde değerlendirilmesi önemlidir.

Soybağının Reddi Basit Yargılama mı?

Soybağının reddi davası, basit yargılama usulüne tabi değildir. Bu dava, yazılı yargılama usulüne göre görülür. Çünkü dava, kişisel durumlara ve kamu düzenine ilişkin olup, geniş kapsamlı delil incelemesi gerektirir.

DNA testleri, tanık beyanları, tıbbi raporlar ve uzman görüşleri gibi delillerin değerlendirilmesi nedeniyle, yargılama süreci çoğu zaman teknik ve ayrıntılıdır.

Soybağının Reddi Davası Nasıl Açılır?

Soybağının reddi davası, görevli ve yetkili Aile Mahkemesi’nde açılır. Dava, usulüne uygun hazırlanmış bir dava dilekçesi ile başlatılır. Dilekçede tarafların kimlik bilgileri, dava konusu, vakıalar, hukuki sebepler ve deliller açıkça belirtilmelidir.

Dava sürecinde DNA testi başta olmak üzere her türlü hukuka uygun delilden yararlanılabilir. Mahkeme, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla resen araştırma ilkesi doğrultusunda da hareket edebilir.

Soybağının Tespiti Davası Kime Karşı Açılır?

Soybağının tespiti davası, çocuk ile baba arasında hukuken soybağı bulunmadığı hâllerde, bu bağın kurulması amacıyla açılan bir davadır. Bu dava, biyolojik babaya karşı açılır. Babanın ölmüş olması hâlinde ise mirasçılarına karşı açılması mümkündür.

Soybağının tespiti davaları, özellikle evlilik dışı doğan çocuklar bakımından büyük önem taşır. Bu dava sonucunda çocuk, baba ile arasında hukuki bir bağ kurarak miras ve nafaka gibi haklara sahip olur.

Çocuk ve Baba Arasında Soybağı Olmadığı Nasıl İspat Edilir?

Çocuk ile baba arasında soybağı bulunmadığının ispatında en güçlü delil DNA testidir. Günümüzde DNA incelemeleri, yüksek doğruluk oranlarıyla biyolojik bağın varlığını veya yokluğunu ortaya koymaktadır.

Bunun yanı sıra annenin hamilelik dönemi, tarafların fiilî birlikteliği, tanık beyanları, tıbbi kayıtlar ve uzman raporları da ispat aracı olarak kullanılabilir. Mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirerek karar verir.

Sonuç olarak soybağının reddi ve soybağının tespiti davaları, hem hukuki hem de insani yönü ağır basan, teknik bilgi ve tecrübe gerektiren davalardır. Bu nedenle sürecin, aile hukuku alanında uzman bir avukat eşliğinde yürütülmesi, telafisi güç hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir