Vesayet Davası Cevap Dilekçesi

Vesayet Davası Cevap Dilekçesi

Vesayet davası cevap dilekçesi, kısıtlanması talep edilen kişi veya diğer ilgili taraflarca, vesayet altına alınma isteminin hukuka ve fiili duruma uygun olmadığını ortaya koymak amacıyla sunulan resmi savunma belgesidir. Vesayet, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olup, ancak kişinin ayırt etme gücünü kaybetmesi, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık veya benzeri nedenlerin varlığı halinde uygulanabilen istisnai bir hukuki koruma kurumudur.

Cevap dilekçesinde öncelikle vesayet talebine dayanak gösterilen gerekçeler ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir. Kısıtlama sebebi olarak ileri sürülen sağlık durumu, davranışlar veya mali işlemler somut verilerle çürütülmeli; kişinin günlük hayatını ve malvarlığını yönetme ehliyetine sahip olduğu açıkça ortaya konulmalıdır. Sağlık raporları, tanık beyanları ve sosyal inceleme raporları bu noktada önemli deliller arasında yer alır.

Vesayet davalarında temel ilke, kısıtlamanın son çare olmasıdır. Bu nedenle cevap dilekçesinde, daha hafif koruma önlemlerinin yeterli olacağı veya vesayet şartlarının henüz oluşmadığı hukuki gerekçeleriyle açıklanmalıdır. Kişinin hak ve özgürlüklerini sınırlayan vesayet kararlarının, ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerektiği özellikle vurgulanmalıdır.

Sonuç ve talep bölümünde, vesayet altına alınma talebinin reddi veya gerekli görülmesi halinde daha sınırlı koruma tedbirlerine hükmedilmesi istenmelidir. Resmi, açık ve hukuka uygun şekilde hazırlanan bir vesayet davası cevap dilekçesi, kişinin kişisel ve malvarlığına ilişkin haklarının etkin biçimde korunmasını sağlar.


Vesayet Davası Cevap Dilekçesi Örneği

… SULH HUKUK MAHKEMESİNE

DOSYA NO : E.

KISITLI ADAYI :

VEKİLİ :

DAVACI :
VEKİLİ :

KONU : Davaya cevap ve delillerimizin sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR :

Mahkemenizin yukarıda esas numarası verilen dosyasında davacı, müvekkilin yaşı ve yaşadıkları gereği akıl sağlığının yerinde olmadığını, şahsi işlerini dahi yerine getiremediğini, kandırılmaya oldukça elverişli olduğunu, bu sebeplerle mal varlığını erittiğini öne sürerek davacı olarak kendisinin, müvekkile vasi olarak atanmasını talep etmiştir. Davacı tarafın müvekkile vasi olma isteği haksız, maddi çıkar sağlamaya yönelik olup, kötü niyetlidir kabul etmiyoruz. Şöyle ki;

Davacı tarafın iddialarının aksine müvekkil, kendi hayatını tek başına devam ettirecek akıl sağlığına sahip olup, herhangi bir fiziki engeli bulunmayan, dolayısıyla korunmaya ve bakıma muhtaç olmayan birisidir. Davacının iddiaları gerçeğe aykırı ve tamamen soyut iddialardan ibarettir. Zira,

Mahkemenizce … İlçe Jandarma Komutanlığı’na yazılan ../../2022 tarihli müzekkere ile “..kısıtlı adayı ile vasi adayı arasında menfaat çatışması olup olmadığı ve vasi adayının kısıtlı adayına vasi olarak atanmasında sakınca olup olmadığı hususlarının araştırılmasının” istenilmesi üzerine, … İlçe Jandarma Komutanlığınca araştırma yapılmış ve ../../2022 tarihli tutanak ile “.. kısıtlı adayı ve vasi adayı arasında menfaat çatışmasının olduğu ve vasi adayının kısıtlı adayına vasi olarak atanmasının sakıncalı olduğu, uygun olmadığı ..” tespit edilmiştir.

Yine mahkemenizce … İlçe Jandarma Komutanlığı’na yazılan../../2022 tarihli müzekkere ile “..davacı ile kısıtlı adayı olan babası arasında menfaat çatışması bulunduğu ve vasi olarak atanmasının sakıncalı olacağının tespit edilmesinin gerekçesinin bildirilmesi, kimlerden bilgi alındığının belirtilmesi, menfaat çatışmasının ne olduğu, hangi olaydaki menfaatlerinin çatıştığının tespit edilmesi..” istenilmiş olup, … İlçe Jandarma Komutanlığınca yapılan araştırma neticesinde düzenlenen ../../.2022 tarihli tutanak ile “……. Ve … isimli şahıslardan alınan bilgilere göre, şahıslar arasında çatışmanın baba ve oğul arasında meydana gelen miras paylaşımındaki anlaşmazlık sebebinden kaynaklandığı, kısıtlı adayı davalının şahsına ait bir araziyi bir derneğe bağışlaması sebebi ile davacının iş bu davayı açmış olabileceği, davalının akıl sağlığının yerinde olduğu, fiziki olarak bir engelinin olmadığı …” tespit edilmiştir.

Mahkemenizce yaptırılan bu araştırmalardan açıkça anlaşılacağı üzere, davacı ile vekil eden davalı arasında miras paylaşımındaki anlaşmazlık nedeni ile menfaat çatışması bulunmakta olup, davacı, vekil edenin yurt dışında bulunmasını fırsat bilerek, vekil edeni fiili ve hukuki olarak etkisiz hale getirip, vekil edene ait menkul ve gayrimenkuller üzerinde serbestçe tasarruf etme amacıyla eldeki davayı ikame etmiştir. Üstelik davacının müvekkili sadece maddiyat olarak gördüğü, müvekkilden sürekli para koparmaya çalıştığı tüm çevrelerince bilinmektedir.Davacı yanın amacı vasi olmaktan çok uzaktır.

Sayın mahkemenizce Sıhhi Kurul Raporu aldırılması için her ne kadar Elmalı Devlet Hastanesine yazı yazılmış ise de, müvekkil için tanzim edilecek olan Sıhhi Kurul Raporunun, Antalya’da konu ile ilgili uzmanlık alanı olan tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan alınmasını talep ediyoruz. Vekil eden önümüzdeki günlerde Türkiye’ye gelecek olup, vekil eden geldiğinde Sayın mahkemenize müracaat edilecek olup, konu ile ilgili uzmanlık alanı olan mahkemenizce takdir edilecek tam teşekküllü bir hastahaneye sevkinin yapılmasını talep ediyoruz. Zira, davacının kötü niyeti ve eldeki davayı açmakla amaçladığı menfaati göz önünde bulundurulduğunda, davacının halihazırda yaşamakta olduğu ilçe dışında, bağlı olduğu ilde yer alan bir hastaneden rapor aldırılması maddi gerçeğe ulaşmak bakımından daha uygun olacaktır.

Sonuç olarak, müvekkilin akıl sağlığı son derece yerinde, korunması ve bakımı için herhangi bir yardıma muhtaç olmadan kendi işlerini görebilecek durumdadır. Müvekkil, yılının bir kısmını Almanya’da bir kısmını ise Türkiye ‘de geçirecek kadar sağlıklı ve hareket özgürlüğüne de sahiptir. Sağlık yönünden birtakım tedaviler görmesi onun akıl sağlığının zayi olduğu anlamına gelmemektedir. Ayrıca vekil eden adına kayıtlı malvarlıkları dikkate alındığında, sadece iki arazisini bağışlamış olması kendisini veya ailesini yoksulluğa düşüreceği sonucuna da varılamaz. Bu nedenlerle davacının hukuki dayanaktan yoksun, soyut iddialar ile kötü niyetli olarak açtığı davanın reddi gerekmektedir.

HUKUKİ NEDENLER : TMK, TBK, HMK ve sair ilgili her türlü mevzuat

DELİLLER :

Nüfus Kayıtları,
Tapu Kayıtları,
Banka kayıtları,
Bilirkişi,
Sağlık Kurulu Raporu,
Tanık,
Yemin ve sair her türlü yasal delil.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle, fazlaya dair talep ve diğer yasal haklarımız saklı kalmak kaydı ile;

Düzenlenecek Sıhhi Kurul Raporunun konu ile ilgili uzmanlık alanı olan mahkemenizce takdir edilecek tam teşekkülü bir hastaneden aldırılmasını,
Haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz.
Saygılarımızla…/../..

Kısıtlı Adayı Vekili
Av.

 

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir