Gayrimenkul Hukuku-El Atmanın Önlenmesi

Müdahalenin Men’i Davası Nedir?

Müdahalenin men’i davası, mülkiyet hakkına veya zilyetliğe yönelen haksız ve hukuka aykırı müdahalelerin ortadan kaldırılması ve bu müdahalelerin tekrarının önlenmesi amacıyla açılan, ayni hakka dayalı bir dava türüdür. Türk Medeni Kanunu’nda mülkiyet hakkı, kişiye eşya üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisi tanıyan en geniş ayni hak olarak düzenlenmiştir. Bu hakkın üçüncü kişiler tarafından ihlal edilmesi hâlinde malik, müdahalenin men’i davası açarak hukuki koruma talep edebilir.

Uygulamada müdahalenin men’i davası; taşınmaza izinsiz girilmesi, yolun kapatılması, ortak alanların engellenmesi, taşınmaza yapı yapılması, sınır ihlali, gürültü veya çevreyi rahatsız edici davranışlar gibi çok çeşitli haksız müdahaleler nedeniyle gündeme gelmektedir. Bu dava, henüz bir zararın doğmuş olmasını şart koşmaz. Müdahalenin devam etmesi veya tekrar etme tehlikesinin bulunması, davanın açılması için yeterlidir.

Müdahalenin men’i davası, çoğu zaman ecrimisil davası veya eski hâle getirme talepleriyle birlikte açılabilmektedir. Ancak hukuki niteliği itibarıyla müdahalenin men’i davası, zararın tazminini değil, doğrudan doğruya haksız fiilin sona erdirilmesini amaçlayan bir eda davasıdır.

Müdahalenin Men’i Davasının Şartları Nelerdir?

Müdahalenin men’i davasının kabul edilebilmesi için belirli şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar, Yargıtay içtihatlarıyla da şekillenmiş olup, davanın hukuki dayanağını oluşturmaktadır. Mahkeme, bu şartların somut olayda mevcut olup olmadığını titizlikle inceler.

Malik Olma Şartı

Müdahalenin men’i davasını açabilmek için davacının, kural olarak taşınmazın maliki olması gerekir. Malik, tapu kaydı ile mülkiyet hakkını ispat eder. Tapu kaydı, aksi ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bu nedenle davacı, dava dilekçesine tapu kayıtlarını ekleyerek mülkiyet hakkını ortaya koymalıdır.

Ancak yalnızca malik değil, bazı hâllerde sınırlı ayni hak sahipleri ve zilyetler de müdahalenin men’i davası açabilirler. Özellikle intifa hakkı sahibi veya fiili hâkimiyeti elinde bulunduran zilyetler, haksız müdahaleye karşı hukuki korumadan yararlanabilir. Burada önemli olan, davacının eşya üzerinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunmasıdır.

Haksız Bir Müdahalenin Varlığı

Müdahalenin men’i davasının en temel şartı, haksız ve hukuka aykırı bir müdahalenin varlığıdır. Müdahale, fiili olabileceği gibi hukuki nitelikte de olabilir. Taşınmaza izinsiz girilmesi, kullanımın engellenmesi, sınır ihlali yapılması veya taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunulması haksız müdahale olarak kabul edilir.

Müdahalenin mutlaka devam ediyor olması şart değildir. Müdahalenin tekrar etme ihtimalinin bulunması hâlinde de bu dava açılabilir. Yargıtay uygulamasında, müdahalenin tekrarı ihtimalinin objektif ölçütlerle ortaya konulması yeterli görülmektedir. Davacının, müdahalenin varlığını ve haksızlığını ispat yükü bulunmaktadır.

Müdahalenin Men’i Davasının Tarafları

Müdahalenin men’i davasında davacı, mülkiyet veya zilyetlik hakkı ihlal edilen kişi iken; davalı, haksız müdahalede bulunan gerçek veya tüzel kişidir. Davalının kusurlu olup olmaması, davanın açılması bakımından önem taşımaz. Müdahalenin objektif olarak hukuka aykırı olması yeterlidir.

Birden fazla kişinin birlikte müdahalede bulunması hâlinde, dava bu kişilerin tamamına karşı açılabilir. Ayrıca müdahale, bir kamu kurumu veya belediye tarafından gerçekleştirilmişse, dava ilgili idareye karşı yöneltilir. Bu gibi durumlarda idari işlemin niteliği de ayrıca değerlendirilir.

Paydaşlar Arasındaki Müdahalenin Men’i Davası

Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda, paydaşlar arasındaki müdahalenin men’i davaları uygulamada sıkça görülmektedir. Kural olarak her paydaş, taşınmazın tamamından payı oranında yararlanma hakkına sahiptir. Paydaşlardan birinin, diğer paydaşların kullanımını engelleyecek şekilde taşınmazı tek başına kullanması veya fiilen dışlaması hâlinde, müdahalenin men’i davası gündeme gelir.

Paydaşlar arasındaki bu tür davalarda mahkeme, taşınmazın fiili kullanım durumunu, pay oranlarını ve taraflar arasındaki ilişkiyi ayrıntılı şekilde inceler. Bazı hâllerde, kullanımın paylaştırılması veya ortak kullanım düzeninin sağlanması yönünde kararlar verilebilmektedir. Bu davalar, çoğu zaman ecrimisil talepleriyle birlikte açılmakta ve birlikte değerlendirilmektedir.

Kesinleşme ve Kararın İcrası

Müdahalenin men’i davası sonucunda verilen kararın uygulanabilmesi için kararın kesinleşmesi gerekir. Mahkeme tarafından verilen hüküm, istinaf ve temyiz yolları tüketildikten veya bu yollara başvurulmadığında süresi içinde kesinleşir.

Kararın kesinleşmesinden sonra, davalı haksız müdahaleyi sona erdirmekle yükümlüdür. Aksi hâlde karar, icra yoluyla yerine getirilir. Özellikle taşınmaza yönelik fiili müdahalelerde, icra marifetiyle müdahalenin ortadan kaldırılması sağlanabilir. Ayrıca kararın ihlali hâlinde, davalının hukuki ve cezai sorumluluğu da gündeme gelebilir.

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre

Müdahalenin men’i davası, ayni hakka dayalı bir dava olması nedeniyle kural olarak zamanaşımına tabi değildir. Mülkiyet hakkı devam ettiği sürece, haksız müdahale de sürdüğü veya tekrar etme ihtimali bulunduğu müddetçe bu dava her zaman açılabilir.

Ancak bazı özel durumlarda, özellikle fiili durumun uzun süre sessiz kalınarak kabullenilmesi hâlinde, hakkın kötüye kullanılması iddiası gündeme gelebilir. Bu tür hâller, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilir. Hak düşürücü süre ise müdahalenin men’i davaları bakımından genel olarak söz konusu değildir.

Sonuç olarak müdahalenin men’i davası, mülkiyet hakkının etkin şekilde korunmasını sağlayan, teknik bilgi ve tecrübe gerektiren önemli bir dava türüdür. Haksız müdahalelerin hızlı ve kalıcı biçimde sona erdirilebilmesi için, sürecin alanında uzman bir avukat eşliğinde yürütülmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Related Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir